Ergenekon nedir?

Ergenekon’a Gizli Operasyon

Konu, fazlasıyla teknik, hatta karışık gelebilir. Detaylara boğulmandan meselenin özünü anlatmaya çalışalım.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Abbas Özden, 1 Mart günü Asliye Ceza Mahkemesi’nde on terörle mücadele polisi hakkında ‘görevi kötüye kullanma’ iddiasıyla dava açtı.

Benzerlerine çok rastlandığı için bu dava dikkat çekmedi. Fakat detayına inince kazın ayağının pek öyle olmadığı görülüyor. Özden’in iddianamesine göre polisler İşçi Partisi’ndeki aramada usulsüzlük yaptılar. Zaten İP’in iddiası da delillerin usulsüz toplandığı yönündeydi.

Uzmanlar İP’in başvurusunun çok zekice kurgulandığında hemfikir. Mahkeme savcının iddialarını yerinde bulursa başta Ergenekon olmak üzere, halen soruşturulması süren avukat Serdar Öztürk ve emekli Albay Levent Göktaş hakkındaki arama kararları da etkilenecek. More >

Politik Açılım nedir?

Ayıptır söylemesi…
CHP’nin lider düzeyindeki isimlerinden Kemal Anadol, Derya Sazak ile benim TRT’den ne kadar para aldığımızı sormuş… Bu hafta programdan önce konu açıldığında, TRT’den arkadaşlara, “Konuyla ilgili açıklama yapılacaksa lütfen şunu deyin: Fuat Keyman ile Mustafa Erdoğan’ın aldığı kadar…”

TRT-1′de iki yıla yakın süredir ‘Politik Açılım’ adıyla bir program yapıyoruz: İki profesör (Fuat Keyman ve Mustafa Erdoğan) ve iki gazeteci (Derya Sazak ve bendeniz)… TRT’nin yalnız en çok izlenen fikir programlarından biri değil bizimki, aynı zamanda reklâmverenler de ilgi gösteriyor. TRT şu yakınlarda reyting sisteminden çıktı; o sistem içerisindeyken en çok izlenen ilk 50 program arasında genellikle yer alıyordu… More >

Paranoya nedir?

Hepimiz paranoyak olduk
TÜRKLER paranoyak mı, yoksa aklı başında insanlar mıdır? Böyle genellemeleri sevmem. Fakat bir süredir toplumumuzda paranoid düşünce davranışlarının hayli kabardığı kesin.
Her taşın altında bir komplo keşfediyoruz, hoşlanmadığımız fikirlerin “yanlış” değil, bir güç odağına “satılmış” olduğunu düşünüyoruz.
Türkiye’de yaşayan Amerikalı gazeteci Claire Berlinski’nin bu konudaki analizini dünkü Milliyet‘te muhakkak okuyun. Türkiye gözlemlerini anlatıyor. Değerlendirmelerinde eksiği fazlası elbette tartışılabilir ama genel gözlemi doğru:
“Türkiye’de toplumsal ve siyasal yaşamda komploların ve paranoyanın oynadığı önemli rol…”

Paranoya damarı
Berlinski Türkiye’de iki temel paranoya görüyor: Biri “irtica”, AKP’nin her yeri ele geçirmekte olduğu, zamanı gelince şeriatı ilan edeceği korkusu!.. Öbürü yere sızmış, her taşın altında bulunan “derin devlet” ve “ordu” korkusu!..
Eleştiriyi hak eden gerçek olguları paranoyayla algılayınca koca koca komplo teorileri oluşuyor.
İki tarafta da… AKP’li Avni Doğan’ın “Kırk yıl onlar bizi fişledi, şimdi biz onları fişliyoruz” lafı… Baykal’ın “Türkiye işgal edilmiş bir ülke gibi” lafı!
Ve paranoya savaşları yüzünden, “Yolsuzluk, fakirlik, işsizlik ve hukuk sistemindeki bozukluklar gibi asli sorunlar gölgede kalıyor.”
Makul, sağduyulu düşünce ve politikalar da gölgede kalıyor.
Halbuki tarihçi Bernard Lewis siyasi paranoyanın bir “Ortadoğu hastalığı” olduğunu söylemişti. Ortadoğu bütün tarihinde dışarıdan yönetildiği için “yabancı parmağı” saplantısı oluşmuştu. İranlılara göre Saddam, Araplara göre Humeyni “emperyalizmin ajanı”ydı mesela!
Ama Türkler tarih boyunca hep kendilerini yönettikleri için, sorunlara çoğunlukla “biz nasıl düzeltiriz?” diye bakarlardı. Türkler paranoyak değildi!
Lewis haklı ama her toplumda bulunan paranoya damarının çok şiştiği bir dönemden geçiyoruz! More >

BOMBALAR NİÇİN KARPUZ GİBİ TAŞINDI?

BOMBALAR NİÇİN KARPUZ GİBİ TAŞINDI?
Akşam vakti Ankara’ya giren bir kamyon dolusu bomba herkesi heyecanlandırdı.

Şehirlerarası yollarda sıkça gördüğümüz sebze-meyve taşıyan kamyonlardan biriydi bu.

Beyaz, arka kasasında koskocaman bir nazar boncuğu olan, önünde maşallah yazan bir kamyon.

Üstünü örten mavi brandanın altında karpuz olduğunu düşünürsünüz.

Aklıma bir an rahmetli Kemal Sunal’ın Bekçiler Kralı filmi geldi.

Karaborsanın başını alıp yürüdüğü yılları anlatan filmde mahallenin bekçisi Şaban nereye elini atsa herkesi şaşkına çeviren bir şeyler çıkar.

Kuru fasulye çuvalından çay, su şişesinden gaz, nişasta kutusundan yağ vesaire.

Ankara’da da karpuz kamyonundan bomba çıkıyor.

900 tane bomba ve başka mühimmat.

Maalesef son yıllarda yaşadıklarımız sebebiyle ilk aklıma gelen; “yoksa birileri memleketi yine olağanüstü günlere doğru sürüklemeye çalışıyor da karaborsa mı yapılıyor” sorusu oldu.

Meğer bombalar Muğla’dan geliyormuş ve askeriyeninmiş.

Açıklanan bilgilere göre gönderen de alıcı da asker. Fakat Emniyet’e bilgi verilmemiş.

Muğla’dan Ankara’ya kadar o kamyon en az 5 büyük yerleşim yerinin içinden geçip geldi.

Siz neredeyse 1000 tane bombayı bir karpuz kamyonunun kasasına doldurup yaklaşık 1000 kilometrelik yoldan hiçbir önlem almadan getiriyorsunuz ve bunda yadırganacak bir şey olmamasını bekliyorsunuz.

İstanbul’un göbeğinde bir evden 27 tane bomba çıkmış, Eskişehir’de bir evden bombalar ve patlayıcılar çıkmış, denizden topraktan bombalar fışkırmış; siz şimdi 900 tane bombanın Ankara’ya elini kolunu sallayarak sokulmasının sorgulanmamasını bekliyorsunuz.

Şimdi ihbar mailini kimin gönderdiği araştırılıyor. More >

Açılım nedir?

İşte açılım bu…

Emre, sabahın erken saatlerinde beynin gönderdiği yeni mesajlarla uyandı. Ramazanın tadını ve yenilenen ruh dünyasını doyasıya yaşadığı bir iklimin etki alanındaydı, kalbine daha yakın bir sükunetle aklı devredeydi. Geleceğe ufkunu dikecek, yarınlara uzanacak ve projeksiyonunu kapsama alanına giren konularda kendisine ışık tutacak insanlara ihtiyacı vardı. İstikbali okumanın, kendini geleceğe ait görüp özgür pratik okumalardan ve sorgulamadan geçtiğinin bilincindeydi. More >