eğitim
Her İşin Bir “Püf Noktası” Vardır!
26 Oca

Fincancı ustası, ülkede çok haklı bir üne sahipti. Ürettiği fincanlar hemen satılıyor, hatta müşterilerin sıra beklediği bile oluyordu.
Yaşlı adam, seramik fırınına eğilmiş, merakla biraz önce fırına attığı fincanların pişmesini izliyordu. Genç yardımcısı, ustasının etrafında adeta bir pervane gibi dolanmaktaydı. Genç adam, bir taraftan ustasından kapacağı ayrıntıları yakalamaya çalışırken diğer taraftan da gelecekte kendi tezgahını kurmanın tatlı düşlerini kuruyordu. Fincanlar tam zamanında fırından çıkarıldı, genç kalfanın yakalayamadığı bir andan geçti ve sonuç her zamanki gibi mükemmeldi.
Genç kalfa, daha küçücük bir çocukken bu iyi ustanın yanında çalışma şansını yakalamış birkaç insandan biriydi. Çok azimli ve hırslıydı. Mutlaka o da kendi atölyesinde en güzel fıncanlan üretecek ve uzun yıllardır beklediği şan, şöhret ve zenginliğe kavuşacaktı.
Aradan birkaç yıl daha geçti. Kalfa, kendisi için artık zamanın geldiğini düşünmeye başladı ve ustasına giderek el vermesini istedi. Yaşlı usta biran duraksadı, ancak bu tereddüt anı fazla uzun sürmedi ve genç adama dönerek “Yolun açık, başarın daim olsun!” dedi.
Genç adam kısa sürede atölyesini kurdu, fırınını yaktı ve ilk fincanlarını içeri verdi. Ustasının yaşadığı heyecanı şimdi daha iyi anlıyordu, kendisi de adeta fincanlarla birlikte fırında pişti. Artık zaman gelmişti. Heyecandan elleri titreyerek fırının kapağını açtı ve ilk fincanı eline aldı. Ancak o da ne? Fincan, dokunur dokunmaz çatlamıştı.
İyimserliğin Gücü
25 Oca
Alan Loy McGinnis, başarılı ve popüler bir psikoterapist. California’da kurduğu danışma merkezinin yönetimi dışında, kitaplar ve makalelerle insanlara ulaşmak, başlıca çabası.

“İyimserliğin Gücü” (Beyaz Yayınları) adlı kitabını kaleme almadan önce McGinnis insanda iyimser tutumun oluşması konusunda “bulabildiği bütün çalışmaları” okumuş. Bununla da yetinmeyip bine yakın biyografi taramış; çok sayıda başarılı insanın yaşamını, “iyimserlik” noktasında, çözümlemeye çalışmış.
McGinnis’in vardığı sonuç, çok net: İyimserliğin doğuştan gelen bir yetenek olmadığını zamanla öğrenildiğini düşünüyor McGinnis. Yani ona göre, iyimser ile kötümser arasındaki fark, yarım bardak suyun durumunu dile getirmek kadar “sıradan” bir bakış açısı farkına dayanmıyor.
Elbette McGinnis de “Polyanna’cılık” oynanmasını sevmiyor ve “saflık” ile “iyimserlik” arasına net bir çizgi çekiyor. Ama onu ilgilendiren, insanların “neşeli ve enerjik” bir yaşam tarzına sahip olabilmelerini sağlamak.
McGinnis kitabında, hayatta ne istediğini bilen bir eylem adamı olmanın akılcı tekniklerini aktarıyor bize. Ama bu arada, dikkat çekici bir kavram da geliştiriyor: “Kararlı İyimserler” . McGinnis’in geliştirdiği bu ilginç “insan türü”nün özelliklerini açıklamakta fayda var…
Mutlu Olmak Elimizde Midir?
25 Oca
![]()
“Mutlu olmak varken, bu dünyada…
Beyin bilimcisi Jeffrey M. Stibel aynı Dalai Lama gibi mutluluğun öğrenilebilir olduğunu düşünüyor. Ona göre birkaç basit adım atarak mutlu çalışanlar yaratmak mümkün.
Mutluluk… Türkçe kökenli kelimelerde başta yer alan ‘m’ sesine rastlanmıyor. Dolayısıyla ‘mutlu’ kelimesinin Türkiye Türkçesi dışında bir örneği bulunmuyor. Ancak anlamdaşı olan ‘bahtiyar’ Farsça kökenli olup aynı İzlanda kökenli İngilizce karşılığı ‘happy’ gibi “şansı yardım eden, talihli” anlamına geliyor. Buna göre mutluluk için tesadüfidir ve tarif edilemez denebilir mi? Nassim Taleb Fooled by Randomness (Tesadüfilikle kandırılmış) adlı çok satan kitabında mutluluktan tam olarak böyle bahsediyor. Bilgeliği ve mutluluğu tartışma götürmez Dalai Lama ise ‘Mutluluk Sanatı’ adlı kitabında gerçek mutluluğa ancak beynin eğitilmesiyle ulaşılabileceğini söylüyor. More >
Bunalımda Mıyım?
25 Oca
![]()
Girmesi kolay çıkması zor. Üstelik girmek için o kadar çok neden var ki… Günden güne sizi motive edecek bu pratik yöntemlerle bunalım sürecini atlatabilirsiniz…
Düşen ücretler, azalan işler, nakit sıkıntısı, tensikatlar, iptal edilen tatil planları, işsizlik… Bunalıma girmek için şartlar hiç bu kadar uygun olmamıştı. Klinik olarak tanımlanmış ya da rutin bir dönem olarak bunalım demir gibi bir iradeye sahip kişiler için bile zor bir hastalık. Bunalım her iki durumda da evi temizlemek, duş almak, hatta yataktan çıkmayı bile zorlaştırabilir ve sizi fiziksel ve ruhsal olarak güçsüzleştirir. Hayatınızı sürdürebilmek için gerekli motivasyon ve daha iyi hissetmek adına çaba göstermek gerekebilir. “Hiçbir şey yapmak istemezken bunu nasıl başaracağım” diyorsanız PickTheBrain.com adlı kişisel gelişim bloğu yazarlarından Meredith Walker’a kulak kesilebilirsiniz. İşte bunalımdakiler için günden güne kendilerini motive etmeye yardımcı olacak bazı pratik yöntemler… More >
Agresif Ve Öfkeli Çocuklarla Nasıl Yaşanır?
25 Oca
Agresif ve Öfkeli Çocuklarla Yaşamak
Yaşam devam ederken gün içinde hangi yaştan olursak olalım birçok duyguyu yaşarız. Bunların bir kısmı sevgi, hoşlanma, eğlenme gibi “pozitif” kabul edilen bir kısmı ise nefret, kıskançlık, kızgınlık ve korku gibi “negatif” veya olumsuz görülen duygulardır. Aslında tüm duygularımız birtakım olayların doğal sonucu olarak doğarlar ve bizi doğru-yanlış, iyi-kötü yapmazlar. Burada asıl önemli olan nokta ne hissettiğimizden çok bunları nasıl yansıttığımızdır. Bu durum sadece biz yetişkinlerin dünyasında yaşanmaz. Örneğin, bebekler hoşlanmadıkları veya olumsuz buldukları durumlarla karşılaştıklarında ağlayarak reaksiyon verirken, 2-3 yaş çocukları bağırarak veya vurarak tepkilerini ortaya koyarlar. Bu yaşlarda öfke patlamaları doğru yönlendirilmeyen çocuklar ileride ciddi anlamda sorunlar yaşayabilirler. Bu sebeple, en erken dönemlerden itibaren çocuğun verdiği saldırgan tepkilerin nedenleri anlaşılmalı ve onları yetiştirirken bazı noktalara dikkat etmelidir.
Dikkat edilecek ilk nokta, öfke patlamaları olan çocuğun içinde bulunduğu ev ortamının nasıl olduğudur. Anne ve babanın sorunları saldırgan bir şekilde ele aldıkları bir ortamda onun da bu yolu öğrenmesi kaçınılmazdır. Böyle bir durumda anne ve babanın bireysel tutumları üzerinde yoğunlaşması gerekir. Bunun yanı sıra, hayatında son dönemlerde oluşan; yakın bulduğu birinin ölümü, kardeşin olması, taşınma vs. gibi bir takım değişikliklerde çocuğun agresif davranışlarını arttırabilir. Bu noktaların üzerinde durduktan sonra, bazı çocukların da yukarıda saydığımız temel sebepler olmaksızın diğerlerine göre olaylara ani tepkiler verebildiğini görmekteyiz. Saldırgan ve agresif tepkiler aile içinde zaman zaman kabul edilse de okul yaşantısıyla beraber sorunlar oluşturmaya başlar. Öncelikle sınıfta etiketlenen çocuk zamanla okulda da kötü bir ün sahibi olur.
